KAPININ ARDINDAKİLER: 2. BÖLÜM

Rüyalarımın beni bu kapıya getirmesinin bir sebebi olmalıydı.

3. KISIM

3/20/20264 min read

A mystical forest path bathed in soft green light, evoking a fantasy novel's atmosphere.
A mystical forest path bathed in soft green light, evoking a fantasy novel's atmosphere.

Yol bitince tepenin ucundaki kütüklere oturduk. ‘’Emin ol ben de çok şaşkınım. Sanki bir şeyler buraya gelmem için bana yol göstermiş gibi.’’

‘’Senin hakkında senden daha fazla bilgiye sahipmişim gibi gelmeye başladı şu an.’’

Bunu söylediği sırada yine o sıcakkanlı gülüşünü yapan Nathaira tam sözüne devam etmek için nefesini içine çektiği sırada arkamızdaki ağaçlardan gelen bir hışırtı sesiyle irkildik. Karanlığın içinde beliren bir gölge uzakta durarak Nathaira ile konuşmaya başladı.

‘’Gelir gelmez ona hemen her şeyi anlatamazsın. O olup olmadığını bilmiyorsun bile!’’

‘’Ooooo, gölgelerin çocuğu da buradaymış demek! Hadi ama Zyran bir kere olsun şu şüpheci tavırlarını bırak.’’

‘’Emin olamazsın. Rune gelenin gerçekten o kişi olduğunu anlamak için belirtileri beklemelisiniz demişti.’’

Şaşkınlıkla ikisini dinlerken bir Nathaira’ya bir karanlıkta duran kişiye bakıyordum. Nathaira, ‘’Senin şu Rune da bu kadar her şeyi biliyorduysa Zangocun kaybolacağını da biliyordu. Belki yerini de biliyordur ha? Belki de o kaçırmıştır?’’

‘’Fazla ileri gidiyorsun Nataira.’’

‘’Tamam öyleyse sen söyle Sıla. O evde ne işin vardı?’’

Oklar bana dönünce ışık görmüş tavşana döndüm ve bir an ne diyeceğimi bilemedim. ‘’Rüyamda gördüm ve merak ettim.’’ tek dediğim bu oldu.

‘’Bak gördün mü kız rüyasında görmüş!’’

‘’Bu uydurma sana inandırıcı geliyorsa durma, devam et.’’

‘’Bana inanmıyorsan, o olduğunu düşünmüyorsan niye yardım ettin o zaman?!’’

‘’Ben sadece emin olmalısın diyorum.’’

Son sözünü de söyledikten sonra tekrar karanlığın içine doğru kaybolup giden kişinin ardından Nathaira’ya döndüm ve bir açıklama bekler şekilde ona baktım. Sanırım beni taşımasında yardım ettiğini söylediği kişiydi bu. ‘’Neler olduğunu anlatacak mısın yoksa merakımdan ve korkumdan şuracıkta çatlayayım mı?’’ Nathaira derin bir nefes aldı ve kısacık bir soru sordu. ‘’O ev sizin mi?’’

‘’Kısmen evet, anneannemlerin eski evi.’’

‘’Tamam öyleyse, ben sana olanları anlatacağım ama panik yapmana gerek yok. Sadece dinle. Ha bir de Zyran’ı kafana takma o kimseye güvenmez. Kabalığı için kusuruna bakma. Hazırsan başlıyorum?’’

Hazırım dercesine kafamı salladım ve daha önce hiç görmediğim ve birkaç saattir tanıdığım bu tuhaf, samimi kızı dinlemeye başladım.

‘’Zangoç evini yeni yaptırdığı zamanlarda köydeki birkaç aile ona yardım etmiş ve birçok işini görmüşler. Benim büyükbabam da bunlardan biriydi. Az önce konuşma yapan yaşlı adam da Zyran’ın büyükbabası. O da aynı şekilde yardım edenlerden. Bu küçük kapının yapılması konusunda özellikle çok ısrar etmiş Zangoç. Hiçbiri bu işlevsiz küçük boşluğu nasıl kullanacağını anlamamış, fikrinden vazgeçirmeye çalışmışlar. Ama Zangoç inat etmiş yaptırmış bu kapıyı. Yapıldığı her an yanında durmuş ve sürekli içinden bir şeyler mırıldanırmış. Ne dediğini sorduklarında ‘Geçmiş, şimdi ve gelecek. Daima bir bütündür ve zaman öyle görünmez bir şeffaflıktadır ki bazen nerede olduğunu bile ayırt edemezsin. Bir gün anlayacaksınız.’ dermiş. Kapı tamamlandıktan sonra 13 gece kapının önünden hiç kalkmadan öylece beklemiş ve sonra hiçbir şey olmamış, sanki transtan çıkmış gibi normal hayatına devam etmiş. Son zamanlarda yine Zangocun böyle tuhaflıkları oluyordu ama genel hali hep iyilik üzerine olduğundan herkes kabullenmişti. Büyükannemin anlattığına göre Zangoç kapıdan birinin gelmesini bekliyormuş. Bir gün büyükannem evine yemek götürdüğü sırada -kapının önünde oturduğu günlerin birinde- onu elinde bir kâse su ve ekmekle beklerken bulmuş. Yanına oturmuş ve ne için olduğunu sormuş. ‘’Bir gün geldiğinde burada olmazsam beni nasıl bulacak bilmiyorum. Cesur ve meraklı biri olmasını ummaktan başka çarem yok.’’ demiş büyükanneme. Büyükannem ve birkaç köy kadını o zamandan beri zangocun evinin perili, hayaletli bir yer olduğunu söyler durur. Biz çocuklarsa kahraman hikayelerini daha çok severdik o yüzden bir sürü varsayım uyduruldu ve bugüne kadar geldi. Senin, zangocun beklediği kişi olduğuna inanıyorum. Zyran ile küçüklükten beri tanışıyoruz. Hiçbir zaman çok yakın arkadaş olamadık çünkü çok soğuk ve kendine münhasır biri ama bir keresinde iddiaya girdik ve gizlice zangocun evine girdiğimizde onun çizimlerini görmüştük. O küçük kapıdan çıkan insanları resmetmişti. Bunu gördüğümüz gün kimseye söz etmeyeceğimize dair söz verdik ama tabii ki her şey hayal ettiğimiz gibi olmadı. Zyran Rune’dan hiçbir şey saklayamaz o yüzden 3 kişinin paylaştığı bir sır gibi oldu bu olay. Veee işte buradasın!’’

Her şeyi o kadar sıradanmış gibi anlatmıştı ki bir anlığına hikâyenin parçası olduğumu unutup heyecanla olanları dinlemiştim. Zangoç beni, ya da beklediği kişiyi, neden beklemişti? Neden gelmem için böyle bir kapı yaptırmıştı? Kaybolmasıyla bir alakası olabilir miydi? Seçilmiş kişi mi olmuştum bir gecede? Tüm bunları düşünürken Nathaira’ya döndüm ve ‘’Peki neden ben?’’ diye sordum.

‘’Sanırım evin varislerinden biri olduğun için. Çünkü normalde kapıyı açanlar hep kapalı küçük bir boşluk gördüklerini söylüyorlardı. Zyran ve benim tahminime göre evin varisleri ancak bu kapıyı kullanabiliyor. Ve şimdiye kadar buna cesaret edebilen tek kişi sen olmuşsun belli ki.’’ Aklımdaki soru işaretlerine her cümlesinde bir yenisi ekleniyordu. Tüm bu sorulara doğru cevap verecek kişi de kayıptı, hatta kaçırılmıştı! Ben tüm bunları düşünürken Nathaira’nın derin bir nefesle esnemesi üzerine soru havuzumdan çıktım, ‘’Sana da uyarsa eve dönelim geç oldu gibi.’’ dedim ve Nathaira’nın başını sallamasıyla oturduğumuz yerden kalktık. Eve doğru yürüdüğümüz tüm yol boyunca kafamın içindeki bulanıklığı ve karmaşayı çözmeye çalışmıştım ama hiçbir sonuca varamıyordum. Rüyalarımın beni bu kapıya getirmesinin bir sebebi olmalıydı.